Annem evimizde üçüncü bir şahıstı benim gözümde, evde olma nedeni yemek yapmak falandı sanki. Sonra kardeşim oldu, yavaştan ayıktım durumu, babam benim değildi hatta babamı artık 3'e bölecektik.
Annemi hiç babam kadar sevmedim ben, ama sevmek için şans vermemişim; nasıl pişmanım.
Hani bi adama yıllarını verirsin de sonra bakarsın o adam aslında dünyalar şerefsizi falan ya, bir de o adamın baban olduğunu düşün. Kocanı, sevgilini, arkadaşlarını falan hep silebilirsin, bıraktıkları yaralar ne kadar derin de olsa bir yolunu bulup üstesinden gelirsin ama baban olunca söz konusu tsunami etkisi yaratıyor bünyede.
O aşık olduğunuz, evcilik oynarken kocan kim diye sorulduğunda babanızın adını söylediğiniz, hatta küçük oyunlarınızda çocuklarınızın adını bile onun adı koyduğunuz, o küçücük ellerinizle istediği her şeyi yapabilmek için uğraştığınız adam, babanız; bir gün uzaklardan eve dönersiniz çok uzun zaman sonra ve bakarsınız ki aynı değil. Anneniz başka bakıyordur, kardeşiniz sessizleşmiştir. Sanki ortak bir karar alınmış ve "Buse'ye söylemeyelim" denmiştir. Ama tabi evden elektrik hattı geçiyormuşçasına bir gerilim sayesinde bu anlaşma açığa çıkar. Sonra bakmışsın ki karşında oturan Baba Kök değil, öyle biri. Sokakta yürürken tesadüf ya cebinde sizin evinizin anahtarı olan falan bi adam. Sonra işte yavaş yavaş The Wall konserindeki gibi bi duvar yükselir ki sadece o duvar olsa yine iyi, bir de lazer tutup gizlenen bir piç kurusu. O adam o kadar küçülmüştür ki artık, gözlerini bile göremezsin. Ya da hasbelkader utanmıştır belki, bakamıyordur. Ama bilemezsin çünkü sen o adamı tanımıyorsun. Tanımak için uğraşmazsın çünkü 20 yılını verip tanıyamamışsındır zaten, bi 20 yıl daha heba etmek aptallık olur. Olmaz mı?
Olaya bulaşmışsın ya artık, sen de düğümün içindesin. Susamazsın, elin ayağın falan böyle nereye koyacağını bilemediğin şeyler olur ama en çok dilin. Dilinle kırbaçlarsın ama yetmez. Belki utanıyordur demiştin ya, yok canım ya ne münasebet! Cevap verir çünkü.
"Aile kutsaldır."
Yıllarca bu zırvayı duymuşsundur, benimsemişsindir. Aile kutsaldır çünkü. Sonra o kutsalın da senin için en kutsal olan parçası bakarsın ailenin tam ortasında sıçmış, ama ne sıçış. Bakarsın o bokun üzerinden sözümona 11 yıl geçmiş, bu sefer sıvıyor. "Koçum be" dersin, helal olsun sana be.
Milyon tane şey yaşanır yine, çok daha kötü şeyler duyarsın zaman geçtikçe. Babandan iyice nefret edersin ama bi gün karşında ağlar, onun yaşadıkları da kolay değil ya. İkinci kez babanın ağladığı görürsün, canın nasıl yanar. Ama nefret ediyosun ya, gururlusun ya hani içinden gelmez sarılmak. Sonra belki rüyanda sarılırsın ama, koku hafızan neyse ki çok iyi. Hiç unutmazsın kokusunu.
Her şey olur, ama artık ipler kopmuştur. Bakarsın ki baban eşyalarını toplamış, elinde kocaman bir bavul. Evin anahtarını sana verir, bir şey demez. Kardeşinle sana son kezmiş gibi sarılır. Ağlayamazsın çünkü kardeşin üzülmemeli. Sonra baban gider, kendini 12 yaşında bir çocukla tek başına kalmış bulursun. Belki annen gelir.
19 yaşıma kadar böyle şeyler çok uzak gelirdi. O kadar uzak ki hani ben Venüs'tüm, bunlar Mars. Arada kocaman Dünya vardır. Ama teknoloji gelişti, NASA baya iyi çalışıyor. Venüs'ten Mars'a gitmek imkansız değil.
"Babalarıyla sorunları olan kızlar yoktur, kızlarıyla sorunları olan babalar vardır."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder